Yenileyici kaynaktan yapılan yüksek frekanslı yayınlar, dalga dalga dünyanın her yerine yayılıyor.Bu yayınları almaya müsait beyinler, fıtratları ve kapasiteleri kadarınca gelen feyzi değerlendiriyor, ve her gün, özellikle beyin konusunda yeni bilgilerle karşılaşıyoruz.Sanıyorum, ''Data'' , kendini, kendine daha çok tanıtmayı diliyor.
• MİKRO EVREN BEYİN ,
• MAKRO BEYİN EVREN !!! (AH)
Makro Beyin olan Evren'i, afakımıza yönelik beş duyumuzla değilde, enfüsümüze yönelik basiret ve ilim gözlerimiz ile gözlemlersek, son bilimsel gelişmeler bize Evren'in, İrade, İlim,ve Kudret ile oluşmuş, sonsuz, sınırsız, bilgi, ve dolayısı ile bilginin işaret ettiği manalar yüklü enerji dalgaları okyanusu olduğunu gösteriyor.
Basiret ve ilim ile algılanan o ki, Beyin ve Evren (Adem ve Alem) , biribirinin holografik olarak içinde olan tekil ve som bir yapı.
Sonsuz, sınırsız potansiyelinde bölünmez bir bütün olarak sahip olduklarını ayrı ayrı seyretmeyi dileyen ''Data'' , ''Beyin'' ismi altında gözlemci (Halifetullah,seyredici,Adem) olarak kendini aşikare çıkardı.Seyrinin en kamil düzeyde olması için Esma'ları Adem'e talim etti (Esmaların işaret ettiği manaların tamamının, Adem'in beyninde algılanarak açığa çıkmasını irade etti)
Varsaydığı her Adem'de farklı Esma terkibi elbisesini giyerek, her Adem'den kendi Alem'ine sonsuz, sınırsız, farklı açılardan bakarak kendini seyretti.
En mükemmel seyri ise, yarattığı en mükemmel beyin olan Hz. Muhammed Mustafa (SAV) in beyninden yaptı.
Beş duyumuzla, etten yapılmış olarak görülen insan beyni adlı yapı, temelinde bilgi taşıyan dalgalar yumağı olarak, holografik olarak içiçe olduğu Evren ismi ile işaret edilen bilgi ve dalga yapı ile sürekli etkileşim içindedir.
Sünnetullah gereği, sistem olarak adlandırılan her yapı gibi, beyin adı verilen yapı da, kendi içinde ''Denge'' de olmak, dertsiz, sıkıntısız enerjisini muhafaza etmek ister. Dengede olan sistem ''Huzur'' dadır.
Ne zaman ki Evren'den beyne bir bilgi, dalga ulaşır, suyun üzerine düşen bir damla gibi sistemin dengesini (Huzurunu) bozar.
Beyin, bozulan dengesini tekrar kurmak için çalışmaya başlar.Önce, dışarıdan gelen bilginin kendi içinde bir modelini (suretini) oluşturur.Dışarıdan gelen bilginin sistemin içine direkt girme imkanı yoktur.Gördüğümüz görüntü,duyduğumuz ses, kokular, tad, hep beyin tarafından dışarıdan gelen bilginin, beyin tarafından işlenmesi ile oluşturulan modeller (suretler) dir.
İşte beynimizin içindeki yaşamımız, bir dalga ve bilgi sistemi olarak bizim, Evren karşısında var olma, ve oluşturduğumuz modellerle yaptığımız değerlendirme ve etkileşim ile, kendimizi (gelen yeni bilgiyi de içimize alarak) yeniden ''Denge = Huzur'' haline getirebilme mücadelemizdir. Bu süreç zarfında beyin sayısız işlemler yapar.Çeşitli olasılıkları değerlendirerek dengeyi tekrar, en az enerji kaybı, ve en çok kazanç ile kurmaya çalışır.
''Denge'' halinde çokluk yoktur, ''Tek'' lik (Asıl Ben) vardır.
Her yeni denge durumu, eskisine göre daha fazla bilgi ihtiva eder (öğrenme).Yaşlandıkça daha bilgili ve tecrübeli olmamız bundandır.Vehmi benlik, bu süreçte ortaya çıkar.Dışarıdan kesintisiz gelen dalgaların etkisi ile sürekli işlem halinde olan sistem, her yeni denge durumunda bir önceki durumdan farklı yapıya sahip olduğu halde, en son durumuna (Ben) adını takar.Bu arka arkaya devam eden süreç sonunda sistem, kendini sürekli uzay zaman adı verilen hayali ortamda yaşayan bir varlık (Vehmi Benlik) zanneder.
Dengenin kurulmasına yönelik çalışmalar sırasında beyin geçiş (arz yaşamı) halindedir.
Modellerle yapılan değerlendirmeler, sistemi denge haline yaklaştırıyorsa, beyin, çokluk ortamında daha çok tatmin (Rahiym, Selam) hisseder (bedensel değil, bilinçsel tatmin).Ama tam tersine uzaklaştırıyorsa, sıkıntı (Aziyz ün Züntikam, Kabidz) hissedilir.Bu,yapılan işlemin yanlış olduğunun işaretidir.Sistem uyarıları dikkate alacak değerlendirme bilgisine sahipse (Hadi), geri dönüş yaparak doğru çözüme yönlenir.Eğer sahip değilse, yanlış çözümde israr eder ve belki hiç sıkıntı hissedilmez (Muzill).Sonucun hatalı olduğunu anlaşıldığında, geri dönerek aynı işlemi tekrar tekrar yapar, problemi çözemez ve bir (Kısır Döngü) ye girer.Bazan kısır döngü sonucu sistem kendi kendini beklemeye alır.(Bilinci kapalı denilen hal, stand by)
İşte, ''Cehennem'' adı verilen, bu kısır döngünün getirdiği sonsuz sıkıntı ve azap ortamıdır.Bu azap, bugün muhatap olduğumuz dalga boyu aralığına göre oluşmuş uzay zaman ortamında da mevcuttur, yarın ölümden sonra belki muhatap olacağımız daha farklı dalga boyu aralığına göre oluşmuş uzay zaman ortamında da mevcut olacaktır.Kısır döngünün kırılması ancak ''Tek'' in takdiri ile, kısır döngüyü oluşturan bilginin silinmesi ile (Tevvab,Gafur, Rahiym) mümkün olabilir.
''Beyin'' adı ile işaret edilen bilgi yapının değerlendirmeyi doğru yönde yapar ise, denge haline ulaşır.Bu, bardağa düşen su damlasının, düştüğü yüzeyi çalkalaması, ve bir dizi işlem sonucunda, bardaktaki suyun, yeni damlayı da içine alarak yeni bir denge kurması ve yüzeyini tekrar durgunlaştırmasına benzer.Bu hal, uzay zamansız, biliş, hissediş ortamı olan ''Cennet'' halidir.Hedefe ulaşıldığı için Rahiym, .Vehhab, Zül Celal-i vel İkram, Selam gibi isimlerin manaları hissedilir.Çok sayıda cennetlerin olması, beynin, yapmış olduğu çalışmalar sonucunda ulaştığı dalgasal yapısının, frekans algılama aralığının az veya çok oluşuna göre daha az veya çok manaları algılayabilmesindendir.
Beyin adı verilen sisteme dışarıdan veri ulaştıkça beyin bu bilgiyi değerlendirmeye ve çalışmaya devam edecektir. Veri ulaşımı kesildiği anda (fiziki ölüm) sistem son işlemi de bitirip denge haline gelmişse Cennet'tedir.Eğer bitirememiş ise, ölüm ötesi ahiret yaşamı, Cehennem ortamında devam eder.Sistem ahiret yaşamında kendini denge haline ulaştırabilirse, yine Cennet'lik olur.Aksi takdirde mekan ve zaman ortamında hapis kalarak ''Ebedi'' denen Cehennem hayatını yaşamaya devam eder.
Tefekkürümde Kur'an, Hadisler,ve Ehlinin çok kıymetli açıklamalarından faydalanmaya çalıştım.
Doğrular ''Bi'' Hakikatimden, hatalar kulluğumdan kaynaklanıyor.
Selam ve hürmetlerimle.